Sağ mücadele için parti

Bu subreddit'in sunabileceği kaynaklara dair

2020.07.16 00:10 Xanixiano Bu subreddit'in sunabileceği kaynaklara dair

İyi günler dilerim,
Kürt sorunu konusundaki diyalog ve tartışma genelde bir kısır döngü içinde kalıyor. Gözlemlerimce: Bunun nedeni daimi bir retoriğin sürekli tekrarlanması, siyasal menfaat uğruna kullanılması, ve bilgi eksikliğini örtme çabası olup - kafasındaki "düşman" imgesini karşı tarafa yansıtıp genellemektir. Amaç sonuç elde etmek veya öğrenmek değil, dogmatik ideolojiyi korumaktır.
Bu subreddit'in sunabileceği en iyi imkan, her halde konu ile ilgili hiç bir bilgisi olmayan bir insanın sıfırdan bir başlangıç yapmasını sağlayacak bir temel oluşturmaktır.
Günümüz insanı daha Türk ve Kürt kültürlerinin kökenini tam olarak bilmeden, ideolojik dogmalar içerisinde tanıması gerekiyor ve sonrasında günümüz Kürt sorununa bu gözle bakıyor. Bu ideolojik dogmaların ne olduğu, neden var olduğu, nasıl yaratıldığı ve hangi dönemlerde nasıl kullanıldığını da kaynaklar ile birlikte ifade etmek gerek.
Olaylar yaşanırken, Türkiye Cumhuriyetinde politik/sosyolojik olarak ne yaşanıyordu? (Ve yaşanan olayların Kürt sorununa yansıması nedir?)

Mesela; (Dönem dönem olmak üzere)
1920ler?
(Cumhuriyet kuruluş dönemi)

1930lar?
(İnkilap dönemi)

1940lar?
(Tek parti, İkinci dünya savaşı ve Köy Enstitüleri dönemi)

1950ler?
(Menderes dönemi, İstanbul Pogrumu ve Sağcı Retoriğin yayılması, Kore savaşı ve "Komünizmle mücadele" dönemi)
1960lar?
(60 Darbesi dönemi ve sonrası. Türk Solunun yükselmesi, Türk soluna baskı uygulama ve "Komünist/Anarşist" damgasını vurma, 6. Amerikan Filosu protestoları, Öğrencilerin Üniversitelerde Reform istemesi, artan siyasal şiddet, Türk solunun kendi içinde bölünmesi dönemi )

1970ler?
(71 Darbesi, Türk sağının egemen olması, Kıbrıs Barış harekatı, "Kanlı 1 Mayıs" dönemi.)

1980ler?
(80 Darbesi, 83 Anayasası ve Kenan Evren dönemi)

1990lar?
2000liler?
2010lar?
Bir zaman örgüsü oluşturmamız; olan olayları hem Türk perspektifi hem Kürt perspektifi bakımından, hem sağ hem sol perspektifleri bakımından daha belirgin çıkarımlar yapmamızı sağlayacaktır.

Ayrıca; Kürt sorununu derin bir analizini yapabilmek için - listelediğim bu konular çerçevesinde kaynaklar derlersek - daha birikimsel bir yaklaşım sergilemiş oluruz.

A - BAŞLANGIÇ


B - KİMLER, KİMLERDİR?

3- "Kürt Sorunun" kökeni nerde başlamıştır?

C - YARIM ASIR ÖNCESİ

4- Kürt halkı ile Türkiye Cumhurriyeti ilişkisi

D - GÜNÜMÜZ

5- Kürt Sorununu, Kürt perspektifinden ifade etmeyi yönelik ne gibi eylemler olmuştur?

--
Bu konuları bir birine hemen karıştırmadan, adım adım bir bilgi birikimi oluşturmamız önemlidir.

Vaktiniz ve okuduğunuz için teşekkürler.
submitted by Xanixiano to KurdishConflict [link] [comments]


2020.02.15 00:13 karanotlar Lysander Spooner: Siyaset Felsefecisi, Kölecilik Karşıtı, Hukuk Kuramcısı Bir Anarşist

Lysander Spooner: Siyaset Felsefecisi, Kölecilik Karşıtı, Hukuk Kuramcısı Bir Anarşist

https://preview.redd.it/egn2qdzk1zg41.jpg?width=1000&format=pjpg&auto=webp&s=41ced6b8fb8879881318277940c01a8ace7bed9c
Lysander Spooner (19 Ocak 1808 – 14 Mayıs 1887) [1] :19. yüzyılda Amerika anarşizminin önde gelen kuramcılarından olan Spooner anti-otoriter, İşçi hareketlerinin güçlü savunucusu ve bireyci anarşistlerden biridir. Sosyalist Birinci Enternasyonal’in üyesidir. Siyasi ve ekonomik fikirlerinden dolayı Liberter Sosyalist ve ortaklaşmacı olarak bilinir. Köleciliğin kaldırılması için mücadele etmiş ve The Unconstitutionality of Slavery (Köleciliğin Anayasa Dışılığı) yazmış No Treason: The Constitution of No Authority (İhanet Yok: Otorite Olmayanın Anayasası) kitabıyla da ayrılıkçılara karşı ihanet suçlamasına muhalefetini ifade etmiştir.
Spooner’in aktivizmi Massachusett yasalarını ihlal eden kariyeriyle bir avukat olarak başlamış ve dönemin önde gelen hukukçu, politikacı ve kölecilik kaşıtı Massachusett valisi ve senatör olan John Davis’den ve daha sonra Free Soil Party’den temsilci ve senatör olan Charles Allen’den hukuk dersleri almıştır. Asla bir koleje gitmemiştir.
“Hiç kimsenin hukuk yoluyla zenginlerin fakirlerin mücadelesinden korunması gerektiğine dair korkunç bir ilkeyi savunmaya cesareti olmadığı”nı iddia etmiştir. 1836’da kanun koyucu bu sınırlamaları kaldırmıştır. O, avukatlar, doktorlar ya da herhangi biri için iş sahibi olma ve çalışmayı engelleyen ve bunun için gerekli görülen tüm lisans ve diplomalara karşı olmuştur. Bir kişinin başka biri ile iş yapmasını engelleyen profesyonel lisansların sözleşmenin doğal hakkının ihlali ettiğini savunur. Spooner adalet bilimi adını verdiği doğal hukuku savunur. Bireylere ve onların mallarına karşı vergilendirme de dahil zorbaca eylemlerin olduğu yerde suç işlenmiş olarak düşünülmelidir.
Bir serbest meslek savunuru ve iktidarın iş yaşamını düzenlemesine karşı olan Spooner, Post Office’e karşı American Letter Mail Company denen kendi işini başlatır. 1840’larda bu oldukça etkili olur.
Daha sonraları “Natural Law or the Science of Justice” (Doğal Hukuk ya da Adalat Bilimi) ve küçük bir kitap olan Trial by Jury’i (Jüri Yargısı) yazar. Trial by Jury kitapçığında özgür bir toplumda bir jüri mahkemesinin sadece davanın olgularını yönetme yetkisi olmadığını aynı zamanda görülen dava altında hukukunun meşruluğu da olduğu jüriyi geçersiz kılma (sıfırlama) doktrinini savunur. Bu doktrin, yasaya göre, yargılamanın gayrı meşru olduğunu fark etmişlerse jürinin yargılamayı reddetmesine de müsaade eder. Ayrıca onun son dönem yazılarını seri yazı halinde yayınlayan Benjamin Tucker’in Amerikalı bireyci anarşist dergisi Liberty’nin katılımcısı olmuştur ki derginin birçok sayısında editör köşesinde günlük olaylara dair yazılar yazmıştır.
O dönemde dünyanın yakında sona ereceğine inanan ve bundan dolayı çalışmayı durduran Millercileri[2] desteklemiştir. Bir süre sonra bunlar serserilik suçlamasıyla tutuklanmışlardır.
Anarşist George Woodcock, Spooner’in denemelerini Amerikalı anarşist Josiah Warren’in, Pierre-Joseph Proudhon’un fikirlerinin “etkili bir detaylandırılması” olarak görür ve onun çalışmalarını Amerikalı bireyci anarşist Stephen Pearl Andrews’in çalışmalarıyla ilişkilendirir.
Bireyci bir anarşist olarak Spooner sanayi öncesi yaşamın küçük cemaat yapılarını ve küçük mülk sahiplerini, merkezi hükümet sistemine bağlı olma zorunluluğu olmayan ortak bir dürüstlükle mallarına ve mutluluğa sahip olarak tanımlar. Büyüyen iktidarların bireyin rolünü elinden alarak itaat talep ettiklerini ve sanal köleler yarattığını farketmektedir. İktidara yasa yapması ve uygulaması için izin vermekle Amerikalıların “özgürlüklerini çekinmeden iktidara teslim ettiklerini” ileri sürer.
No Treason’da Anayasa’nın ne bir sözleşme ne de vatandaşları bağlayan bir metin olduğunu iddia eder. Ulusal Kongrenin feshedilmesini ve vatandaşlara kendi kaderlerini kendilerinin belirlediği, kendilerinin kendilerini idare etmesine müsaade edilmesini söyler.
Spooner kendi işinin sahibi olmayı tamamen kendi emeğinden faydalanmak ve onu işverenle paylaşmamaktan dolayı insanlar için karlı olduğuna inanır.
Onun yazıları Amerika’da sol-liberter ve sağ-liberter politik teorinin gelişmesine katkı sağlamıştır. Yazıları aynı zamanda Avusturya Okulu’nun ekonomisti Murray Rothbard ve sağ-liberter hukuk profesörü ve hukuk teorisyeni Randy Barnett üzerinde etkili olmuştur. Bu etkiyi tanırken (Anarşist Sıkça Sorulan Sorular) An Anarchist FAQ onun anarko-kapitalizmin habercisi fikrine karşıdır. Onun “özgür bir toplumun temelde anti-kapitalist olduğu görüşüne sahip olduğunu” ve “kapitalizme sıkı şekilde karşı olduğunu ve sol-liberter” olduğunu söyler. Iain Mac Saorsa, Spooner’in “anti-kapitalist, toplumu kapitalistlerin ve ücretli köleliğin olduğu bir toplum değil, zanaatçılar ve yardımlaşan işçiler ve kendi çiftliğine sahip çiftçilerin toplumu olarak” düşündüğünü iddia eder. O “ücretli işçiliğe karşıdır. Toplumsal ilişkilerin sermaye tarafından tahrip edildiğini” iddia eder.
Eserleri:
“The Deist’s Immortality, and An Essay on Man’s Accountability for His Belief” (1834) “The Deist’s Reply to the Alleged Supernatural Evidences of Christianity” (1836) “Constitutional Law, Relative to Credit, Currency, and Banking” (1843) “The Unconstitutionality of the Laws of Congress, Prohibiting Private Mails” (1844) The Unconstitutionality of Slavery (1845) “Poverty: Its Illegal Causes, and Legal Cure” (1846) “Illegality of the Trial of John W. Webster” (1850) “An Essay on Trial by Jury” (1852) “The Law of Intellectual Property” (1855) “A Plan for the Abolition of Slavery, and To the Non-Slaveholders of the South” (1858) “Address of the Free Constitutionalists to the People of the United States” (1860) “A New System of Paper Currency” (1861) “A Letter to Charles Sumner” (1864) “Considerations for Bankers, and Holders of United States Bonds” (1864) No Treason No. I (1870) No Treason No. II: The Constitution (1870) No Treason: The Constitution of No Authority (1870) “Forced Consent” (1873) “Vices Are Not Crimes: A Vindication of Moral Liberty” (1875) “Our Financiers: Their Ignorance, Usurpations and Frauds” (1877) “Gold and Silver as Standards of Value: The Flagrant Cheat in Regard to Them” (1878) “Natural Law, or the Science of Justice” (1882) “A Letter to Thomas F. Bayard” (1882) “A Letter to Scientists and Inventors, on the Science of Justice” (1884) “A Letter to Grover Cleveland, on His False Inaugural Address, the Usurpations and Crimes of Lawmakers and Judges, and the Consequent Poverty, Ignorance, and Servitude of the People” (1886) “Two Treatises on Competitive Currency and Banking”
Yazıyı Türkçeleştiren: A. Şahin
Not: Bu tanıtımın itaatsiz.org’da yer almasına neden Spooner hakkında yazılmış ve Türkçeye çevirdiğimiz 6 bölümden oluşacak bir makalenin yayınlanmaya hazırlanmasıdır. Spooner’in Bu topraklarda yaşayan anarşist ve anti-otoriterlerce pek tanınmadığını düşündüğümüzden böyle bir kısa tanıtım hazırlamayı uygun bulduk. Yayınlayacağımız makale Anarchist Studies’in 15. Sayısında yayınlanmış olan ve STEVE J. SHONE tarafından yazılan “Lysander Spooner’in Toplumsal Sözleşme Eleştirisi” başlığını taşıyor.
[1] Bu makaledeki bilgilerin hemen hemen hepsi Wikipedia’dan alınmıştır. https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTHlzYW5kZXJfU3Bvb25lcg.
[2] Zamanında William Miller’in hesaplamalarını takip eden kişi ya da onun takipçilerine Millerciler deniyor. Bunlar Dünya’nın 22 Kasım 1844’de sona ereceğini düşünüyorlarmış fakat bu olmamış!

https://itaatsiz.org/2020/01/22/lysander-spooner-siyaset-felsefecisi-kolecilik-karsiti-hukuk-kuramcisi-bir-anarsist/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.02.09 00:25 karanotlar Sosyalizm için uzaylılarla ittifak! - Kavel Alpaslan

Sosyalizm için uzaylılarla ittifak! - Kavel Alpaslan

https://preview.redd.it/2yk7srphasf41.jpg?width=736&format=pjpg&auto=webp&s=42a3ab8cf60e11edb2bfed1b64efd84c55ac0118
Nükleer savaşla birlikte dünya nüfusunun neredeyse yarısı yok olacak ve böylece yeni bir toplum yapısı meydana gelecek... Yoksulluğu ve kapitalizmi yenmek için uzaylılarla işbirliği yapılacak... İnsanlar yunuslarla iletişim kurmayı başarınca devrim saflarına diğer canlılar da katılacak.... Tüm bunlar, bir bilim kurgu romanını heyecan verici kılmak için yeter de artar. Sanki Douglas Adams, Otostopçunun Galaksi Rehberi kitabına bol keseden toplumsal mücadele ve sınıf savaşımı eklemiş gibi! Fakat bunlar, Arjantinli J. Posadas'a ait ciddi politik düşünceler...


Günümüzde Posadizm, büyük ölçüde ‘meme‘ kültürü olarak karşımıza çıkıyor. Hoş, bu mizahı çevirenlere kim ‘haksızlar’ diyebilir ki? Oysa bu hareket sahiden sıradışı bir geçmişe sahip. Mesela Küba devrimi gibi tarihi anların içinde bulunmuş ve nükleer savaş kışkırtıcılığı ile suçlanmışlar. Liderlerine oldukça bağlı olan Posadistleri anlamak için biz de J. Posadas’ın hikayesinden başlayalım. Latin Amerika’daki önemli Troçkist liderlerden biriyken Posadas’ı, kendi ismini taşıyacak akıma doğru iten nedenler neydi? Uzaylıların komünist düşünceyi dünyaya yayacağını nasıl mümkün görüyordu?

Asıl adı Homero Rómulo Cristali Frasnelli olan Posadas, çoğu Arjantinli gibi İtalyan asıllı bir ailede dünyaya gelir. Gençlik yıllarında, önemli bir futbol kulübü olan Estudiantes’de forma giyer. Daha sonra bir kunduracıda çalışmaya başlar ve takibindeki dönemde dahil olduğu sendikacı hareketle birlikte devrimci mücadele ile tanışır. Ekim Devrimi’nin lider kadrosundan Lev Troçki’nin kurucusu olduğu ve Arjantin’de güçlü bir örgütlenmesi olan Dördüncü Enternasyonal’e katılır.

Kıtada Küba Devrimi süreci başlayınca Posadas, Fidel Castro’nun tarafında yer alır, hatta hareketin fiili bir ayağı da Küba’da oluşur. Fakat Castro yönetimini ‘fazla ileri gitmemekle’ eleştirirler ve araları bozulur. Ernesto Che Guevara daha sonra onlar için, “Karşı devrimci davranıyorlardı” diyecektir. Tabii bu polemik devrimin ardından Küba’nın Sovyetler Birliği ile ilişkileri ve diğer Marksist ekollerle yaşadığı tartışmalarla birlikte ele alınmalı. Biz 1960’ların başlarında Posadistlerin Dördüncü Enternasyonal’den de ayrılarak kendi ‘Dördüncü Posadist Enternasyonal’lerini kurduklarını söyleyerek devam edelim. Hareket, büyük ölçüde Arjantin, Uruguay ve Bolivya’da varlığını gösterir. Her ne kadar Posadas’ın ölümünün ardından çoğu yerden silinseler de bugün hâlâ Uruguay’da bir parti Posadist fikirleri savunuyor. İngiltere’de de Posadist bir örgüt bulunuyor…

‘NÜKLEER SAVAŞ’ STRATEJİSİ

Şimdi gelelim yazının odağını oluşturan Posadist fikirlerin ne olduğuna. Aslında bu hareket ‘ortodoks’ bir bakışa sahipti. Ancak diğer Troçkist akımlardan tamamen kopup kendi yollarına gitmelerindeki en önemli nedenlerden biri, ‘nükleer savaş’ üzerine muhtemelen dünyada pek az kişinin savunduğu bir fikri öne sürmeleridir. Posadas, olası bir nükleer savaşı, ‘kapitalizmin silinmesi için’ bir fırsat olarak görür. I. Dünya Savaşı’nın Sovyetler Birliği’ni yaratması ve II. Dünya Savaşı’nın yeni sosyalist devletlerin varlığına imkan vermesinden yola çıkarak büyük felaketlerin işçi devleti kurmaya neden olabileceğini öne sürer. Fakat kendilerinin ille de nükleer savaş arzulamadıklarını, sadece ‘krizi fırsata çevirmek üzere’ hazırlıklı olmak gerektiğinin altını çizer. Tabii Posadistlerin niyetlerine dair aksini iddia edenler de var.

Hikayenin en vurucu kısmına gelecek olursak, Posadistlerin ‘uzaylı yoldaşlarından’ bahsetmeye başlayabiliriz. 1968 yılında yazdığı bir metinde Posadas, konu hakkında görüşlerini oldukça açık bir şekilde belirtiyor. Ona göre ‘uzaylıların farklı koşullarda gelişen toplumsal yapıları olması, ortaya çıkan düzenin, dünyadaki kadar mücadele gerektirmeyişiyle açıklanabilir. Bu nedenle yaşamak için öldürmeye endeksli, agresif bir şekilde gezegenimize gelmek zorunda değiller. Sadece gözlemlemeye gelip bizden halihazırda haberdar olabilen bu uzaylılarla yoksulluğun kökünü kazımak için işbirliği yapabiliriz.’

NE SAĞ SAPMA NE SOL SAPMA!

Posadas, düşüncelerini şu sözlerle açıklıyor: “Eğer varlarsa, dünyadaki sorunları çözmek üzere onlara çağrılarda bulunmalıyız. Temel amaç, yoksulluğu, açlığı, işsizliği ve savaşı yok etmek, herkese insan kardeşliği temelli onurlu bir yaşam sunmak üzere araçlar sağlamaktır. (…) Buraya geldiklerinde yoksulluğu bastırmak için Dünya sakinleriyle birlikte müdahale edip işbirliği yapmak üzere diğer gezegenlerdeki varlıklara başvurmak zorundayız. Onlara bu çağrıyı yapmalıyız. Kendimizi onlara anlatabilmemiz mümkün. Tabii ki hemen anlayacaklarını bekleyemeyiz. (…) Onlarla birleşmeliyiz. İnsanlardan daha güçlü görünen onlar, gelip Dünya’nın sorunlarını çözmemizde bize yardım edecekler.”

Görüldüğü üzere, ‘dünya devrimi’, ‘tek ülkede sosyalizm’ ve ‘sürekli devrim’ tartışılırken Posadas oldukça açılmış ve ‘tek gezegende sosyalizm’ tezine karşı çıkarak fikrini belirtmiş. Buna rağmen Posadistler, sadece uzaylıları beklemek ve geldiklerinde nasıl iletişim kuracaklarına dair düşünmek üzerine kurulu bir hatta sahip değil. Normal şartlarda Marksist ‘sapmalar’, yatay bir doğru üzerinden ‘sol sapma’ ya da ‘sağ sapma’ olarak değerlendirilirken Posadizmi bir ucu yeryüzünde, diğer ucuysa evrenin bir başka köşesinde ‘dikey’ bir doğru üzerinden değerlendirmek gerekiyor herhalde…

Posadas’ın neden ‘medyatik’ bir kişilik haline geldiğini tartışmayacağız. Ama onu ‘meczup’ ilan etmek de çok doğru görünmüyor. Delice de gelse dahice de görünse toplumsal yaşama dair kuramları, tezleri, yorumları ele alırken herhalde en doğrusu önce kendi dönemiyle birlikte ele alıp daha sonra anlamlandırmaya çalışmak. Elbette bu anlamlandırma bir ‘olumlama’ olmayabilir. ancak şöyle düşünelim: Soğuk Savaş’ın yarattığı gerilim, Sovyetler’in uzayın fethine dair büyük atılımlar gerçekleştirmesi… Tüm bunlar sadece siyasileri değil, dönemin sanatçılarını da etkilemiştir. Nazım Hikmet’in yazdığı ‘uzay’ ve ‘evren’ temalı onlarca şiiri aklımıza getirebiliriz mesela. Uzayın ve evrenin Marksist düşünürler için her zaman dikkat çekici olduğu biliniyordu. Posadas ve ‘uçuk’ yorumları için de herhalde o dünya içerisinde bir anlam aramak makul görünüyor…

(Küçük bir öneri: Eğer Posadas haklıysa, uzaylılar bizi gözlemlediğinde bu yazıyla da karşılaşacaklar. Dolayısıyla Posadas’ı hafiften kollamamın temel nedeni, ne olur ne olmaz kendileriyle tersleşmek istemememdir. İntergalaktik zindanlar şimdi soğuktur, bence siz de dikkat edin.)

Kaynaklar

https://www.marxists.org/archive/posadas/1968/06/flyingsaucers.html

https://www.versobooks.com/blogs/3932-the-secret-history-of-marxist-alien-hunters

https://www.vice.com/en_us/article/dpw5aj/posadism-trotskyism-guillermo-almeyra-interview-876

https://www.bilimkurgukulubu.com/genel/inceleme/posadizm-nukleer-kiyamet-ve-uzayli-yoldasla

https://www.syfy.com/syfywire/ufos-dolphins-nuclear-war-and-communism-the-stranger-than-sci-fi-political-party

http://quatrieme-internationale-posadiste.org/EN/about.php

http://posadiststoday.com/j-posadas-on-wa

Desert Order (Strateji Oyunu)

Bu Oyunu 1 Dakika boyunca oynayın ve neden herkesin bağımlı olduğunu görünreal time strategy game, online gameDesert Order (Strateji Oyunu)

https://www.gazeteduvar.com.tdunya-forum/2020/02/01/sosyalizm-icin-uzaylilarla-ittifak-posadistle
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.05.02 08:25 NewsJungle Türkiye, Venezuela’daki seçilmiş hükümeti darbe girişimine karşı destekledi

Türkiye, ABD destekli muhalefet lideri Juan Guaido'nun son darbe çağrısına şiddetle karşı çıkan, Venezüella'da meşru olarak seçilen cumhurbaşkanı ve hükümete verdiği desteği yineledi. Guaido'nun Salı günü yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro'yu görevden almasına yardım etmesi için Türk yetkililer derhal eylemi kınadılar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tüm dünyanın Venezüellalıların demokratik seçimlerine saygı duyması gerektiğini söyleyerek görünen darbe girişimini kınadı. “Cumhurbaşkanının seçimler tarafından atandığı ve halkın egemen olduğu yerlerde, demokratik seçimlerin bir ülkenin nasıl yönetileceğini belirleyebileceğini bilmesi gereken Venezüella'ya postmodern bir sömürge valisi tayin etme çabası içinde olanlar” dedi.
Cumhurbaşkanı, "Darbelere karşı mücadele eden bir ülke olarak, hükümeti Venezüella'da devirmek için yürüttüğü girişimi kınıyoruz. Dünya, Venezüella halkının demokratik seçimine saygı duymalı." Dedi. “Oy sandığı demokrasilerde esastır” dedi. Türkiye, 15 Temmuz 2016'da Gülen Terör Grubu (FETÖ) ve ABD merkezli lideri Fetullah Gülen tarafından düzenlenen darbe girişiminden kurtuldu. Yenilen darbe girişiminde, 251 kişi öldü, Türkiye'de yaklaşık 2,200 kişi yaralandı. ABD, 15 Temmuz 2016'da Türkiye'ye darbe girişimi yapmakla suçlanan FETÖ'nün askeriye sızanlar aracılığıyla aktif kaldığı Batı ülkelerinden biri. Grup lideri Fetullah Gülen de dahil olmak üzere geniş bir Gülenci topluluğuna ev sahipliği yapıyor.
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Venezüella halkıyla dayanışma içinde bulunduğunu ve ülkenin sorunlarını çözmek için diyalogu çağıracağını belirtti.
Çavuşoğlu, "Venezüella'daki anayasal düzene karşı hareketlerin raporları konusunda endişeliyiz. Meşru hükümetleri demokratik olmayan yollarla değiştirme girişimlerine karşı duruyoruz. Sorunların diyalogla çözülmesi gerekiyor. Venezüella halkının yanındayız" dedi.
Öte yandan, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) sözcüsü Ömer Çelik, hiçbir ülkenin başka bir ülkede devlet başkanını atayamayacağını söyleyerek "en büyük ihanet askeri unsurlarının bir millete karşı işleyebileceğini" devirme girişimi olarak nitelendirdi.
"Türkiye, anayasaya ve seçilen ülke yöneticilerine ve her türlü darbeye karşı çıkıyor" dedi.
Venezuela dışişleri bakanı, Güney Amerika ülkesinde darbe girişimini kınadığı için Salı günü Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti.
Jorge Arreaza, Erdoğan’ı Twitter’da uluslararası hukuka ve barışa ve Venezüella’da demokrasiye olan saygılı ve kesin desteği için övdü.
Bu arada, Bolivya Cumhurbaşkanı Evo Morales, darbe girişimini kınayan ve Maduro ve Venezüella cumhuriyetinin ABD'ye atıfta bulunan "imparatorluğun yeni saldırısını" yeneceği konusunda güvenini ifade eden bir mesaj yayınladı. Twitter'da, “Venezüella'daki darbe girişimini yabancı çıkarlara boyun eğen sağ kanat tarafından şiddetle kınıyoruz” dedi.
ABD’yi “Venezuela’da şiddeti ve ölümü kışkırtmak” suçladı.
Küba Cumhurbaşkanı Miguel Diaz-Canel de darbe girişimini kınadı ve Twitter'da şöyle yazdı: “Ülkeyi şiddetle doldurmayı amaçlayan bu darbe hareketini reddediyoruz. Bu yıkıcı hareketin ön saflarında yer alan hainler birlik ve polisi kullandılar. Kaygı ve terör yaratmak için kentin halka açık bir yolundaki savaş silahları. ”
Ancak Guaido'nun destekçileri, Kolombiya, Panama, Brezilya, Şili ve Arjantin hükümetleri tarafından destek beyanları yayınlarken savunmasına geldiler. İspanya ise Venezüella'yı kan dökülmemesi ve demokratik seçimlere doğru ilerlemesi için çağırdı.
Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) Başkanı Luis Almagro, bazı askeri güçlerin Guaido’ya yapışmasını “alkışladı ve barışçıl bir güç geçişi gerekliliği vurguladı. "Ordu ve #Venezuela halkını tarihin sağ tarafında olmaya çağırıyoruz, @AsambleaVE ve Başkan jguaido başkanlığındaki özgürlük, demokrasi ve kurumsal yeniden yapılanma arayışı içinde bir araya gelen, Maduro’yu , "Kolombiya Cumhurbaşkanı Ivan Duque tweetledi.
Hükümet sözcüsü Guaido’ya verdiği desteği veren İspanya’lı Isabel Celaa, Madrid’in “Venezüella’nın dönüşümünü gerçekleştirmek için meşru olduğunu”; ancak, "İspanya herhangi bir askeri darbeyi desteklemiyor" ifadesini vurguladı.
Bu arada, Guaido'nun ana destekçisi Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela'daki gelişmeler hakkında bilgilendirildiğini söyledi. Beyaz Saray basın sekreteri Sarah Sanders bir e-posta ile "Cumhurbaşkanı bilgilendirildi ve devam eden durumu izliyoruz." Dedi. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, "Bugün, geçici Başkan Juan Guaido, Operacion Libertad'ın başladığını duyurdu. ABD Hükümeti, Venezüella halkını özgürlük ve demokrasi arayışlarında tam olarak destekliyor. Demokrasi yenilemez."
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton Salı günü, Guaido'nun destek çağrısını destekledi.
Bolton, FANB silahlı kuvvetlerine atıfta bulunan "FANB, Anayasa ve Venezüella halkını korumalı, Ulusal Meclis ve meşru kurumların demokrasinin gasplarına karşı durması gerekiyor. ABD, Venezuela halkının yanında yer alıyor" dedi. Avrupa Birliği, Venezüella'daki durumu çözmenin bir yolu olarak Salı günü serbest ve adil seçim çağrısında bulundu.
AB diplomatik başkanı Federica Mogherini yaptığı açıklamada, "Ülkenin karşı karşıya olduğu çoklu krizler için ancak siyasi, barışçıl ve demokratik bir çıkış yolu olabileceğini yineliyoruz." Dedi.
Yetkili, AB'nin her türlü şiddeti reddettiğini ve yaşam kaybını önlemek için çatışmanın ortadan kaldırılması çağrısında bulunduğunu söyledi.
"Venezüella anayasasına uygun olarak, serbest ve adil seçimlerle demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün eski haline getirilmesi için hiçbir çaba sarf etmeyeceğiz."
Başbakan, AB'nin Venezuela'daki son olayları yakından takip ettiğini de ekledi.
Ocak ayında, Venezüella’nın muhalefet kontrolündeki Ulusal Meclis’in lideri Guaido, Maduro’nun 2018’de yeniden seçilmesinin yasadışı olduğunu savunarak geçici bir cumhurbaşkanlığı üstlenmesini istedi.
Maduro'nun istifa etmesi için baskı uygulamak için son haftalarda başkent Karakas'ın dışına seyahat ediyor.
Venezüella muhalefet lideri Juan Guaido Salı gününün erken saatlerinde, Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro'nun "gaspını" sona erdirmek için bir ayaklanmaya çağıran zırhlı araçların ve küçük üniformalı askeri personelin yanında görülebileceği bir video yayınladı.
Guaido, Maduro'yu görevden almanın "Operación Libertad" veya Operasyon Liberty'nin son aşamasının başlangıcı olduğunu vurguladı.
"Ulusal Silahlı Kuvvetler doğru kararı verdi. Venezüella halkının desteğine sahipler" dedi.
Guaido, Venezüellalıları "demokratik güçleri" desteklemek ve "ülke özgürlüğünü kurtarmak" için sokaklara çekmeye çağırdı.
Venezüella lideri Nicolas Maduro, muhalefet lideri Juan Guaido'nun çağrısının daha geniş bir askeri isyanı tetiklemediği ortaya çıktığı için hükümetine yönelik son darbe girişimini engelledi. Ordu bugüne kadar ülkenin demokratik olarak seçilen cumhurbaşkanı Maduro'yu destekledi ve Ocak ayında geçici başkanlık ilan eden ve çoğu Latin Amerika'nın da dahil olduğu düzinelerce ülkeden destek alan Guaido'yu desteklemeyi reddetti. Onu darbeyle kovmak isteyen "kukla".
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]


2018.06.26 08:07 Guy_from_Istanbul Türkiye ne zaman daha demokratik ve çağdaş bir ülke olacak?

TL;DR: Ülkenin muasır medeniyet seviyesine ulaşabilmiş kısmı sadece %25. Bu oran arttıkça Türkiye daha güzel bir ülke olacak.
Bekir Ağırdır’ın (KONDA’nın Gen. Md.) aşağıdaki yorumu neredeyse her şeye cevap veriyor:
Soru: AK Parti, İyi Parti, MHP’nin oyları neredeyse yüzde 65’e vardı. Bütün dünyada olduğu gibi bir sağ güçlenme mi var?
B.A.: Hayır. Bu zaten karşımızda var olan tablo, güçlendiği yok. Türkiye’nin toplumsal dokusunun ana karakteristiği karşımızda üç Türkiye olduğu gerçeği. Bir tanesi kentleşmiş, hatta metropolleşmiş, günlük hayat pratikleri kentli pratiklere dönüşmüş, tatil deyince memlekete gitmek değil, denize gitmek, çocuklarını daha bireyci yetiştirmek vs. gibi kentli pratiklere dönmüş bir coğrafyası var ülkenin. Ve bu coğrafyanın kendi ekonomik aktörleri ve dinamikleri de yeterince güçlü.
Soru: Yani kıyılar diye kodladığımız coğrafya…
B.A.: Evet, bu coğrafyada insanların öncelikleri hukuk, özgürlük ve yaşam tarzlarının korunması. Burada CHP’nin oyu göreceksiniz ki yüzde 32-35 bandında olacak. Ama bir Orta Anadolu, Karadeniz’e doğru bir başka coğrafya var, daha muhafazakâr değerlere sahip, hâlâ ekonomik aktörleri ve dinamikleri yeterince güçlenmediği için devletin hizmetlerine, yatırımlarına ihtiyaç duyan, onun için çevrenin sürdürülebilirliğinden ya da iklim değişikliğinden önce baraja, yol inşaatına, oğlunun istihdamı için devletin yapacağı yatırıma bakan bir coğrafya... Ve orada AK Parti yüzde 50’leri aşan oylarda ağırlıklı… Bir de Kürtlerin olduğu hem sosyo-ekonomik olarak ülkenin en geri kalmışı, hem de siyasi ve kültürel hakları için mücadele ettiğini söyleyen bir başka coğrafya var.
Soru: Bu farklı coğrafyalara sayısal olarak baktığımızda ne görüyoruz?
B.A.: Muhafazakâr Anadolu dediğimiz kitle yüzde 55-60, kıyılar dediğimiz İstanbul, Kadıköy, Beşiktaş, İzmir yüzde 25, Hakkâri, Diyarbakır da yüzde 15. Bu sayıları hep söyledim. O yüzden değişen, artan, azalan bir şey yok.
(İpek Özbey’in röportajının tamamı bugünkü 26/6 Hürriyet’te)
submitted by Guy_from_Istanbul to Turkey [link] [comments]